Türkiyenin Keşfedilmemiş Cenneti Kalem Adası
Kalem Adası… Duymamıştınız değil mi? O kadar bakir, o kadar sessiz sakin ki duymamış olmanız son derece normal. Duyanlar ise şu an bana kızgın. Kalem Adası’nın güzelliğinden, sakinliğinden ve göz alıcı turkuaz denizinden sizleri haberdar etmemden pek hoşlanmadıklarını duyar gibiyim. Haksız da değiller. Ama ülkemizin Maldivleri ya da Karayipleri andıran güzellikteki muhteşem doğa harikası bu adayı herkesin bilmesi ve keşfetmesi lazım. Kalem Adası, Ege Denizi’nin bizlere sunmuş olduğu en güzel nimetlerden bir tanesi. Turkuaz sularla çevrili, hala ayakta kalan asırlık zeytin ağaçları ve onların şahitlik ettiği antik yerleri, adanın en güzel tasvirlerinden palmiyeleri ile adeta cennetten bir köşe.
Tarihi bir ihtişam
Eski bir Rum köyü olan Bademli açıklarında, anakaraya 450 metre mesafede bulunan Kalem Adası’nın tarihi çok eskiye dayanmakta. “Aiolis” ismiyle adlandırılan adada en eski yaşam izleri M.Ö. 1700 yıllarına uzanıyor. Helenistik dönemin görkemli şehirleri ile çevrelenen ada o günlerden beri ihtişamıyla ayakta duruyor.
Uğruna savaşılan bir yer
Kalem Adası, su üstü güzelliklerinin yanı sıra su altında da sürprizlere sahip. Adanın yukarıda bahsedilen dönemlerden bu yana sahip olduğu güzelliklerinden, onu elde etmek için girişilen mücadelelere ev sahipliği yaptığı da bilinmekte. M.Ö. 406 yılında Sparta ve Atina donanmalarının bu ada için kıyasıya savaştığı, katılan gemi sayısı düşünüldüğünde (yaklaşık 270) en büyük deniz savaşının yapıldığı ve civarında yüzlerce geminin battığı açıklarında tarihine tanıklık edeceğiniz bir yer Kalem Adası.
Diğer adı; Arginnsai yani ‘Işık Saçan’
Ele geçirmek için bu kadar büyük bir mücadeleye sahne olan adanın o günlerden günümüze azalmayan güzelliğini gördüğünüzde savaşın sebebini kolayca anlayabilirsiniz. Çevresindeki bembeyaz kumların ışığı yansıtmasıyla oluşan parıltı sonucu tarihte “Arginnsai” (ışık saçan) olarak da bilinen Kalem Adası büyüleyici bir yere geldiğinizi bu parıltısıyla size kolayca hissettirecektir.